Ağrı
Ben sende kalan en güzel rengim
Ellerinin öyküsünde büyüdüğüm için
Baştan sona senim…
Sevgilim, Manolya yaprağı ve mum bıraktım
Şiir kokan o evin içine.
Erirken yokluğumuzda odaların buzdan camları
Dudağındaki şenliği savurtuyorum pencerelere.
Akşamdan bir bahçe kaldı bizden geride
Mavi sevmelerdi göz kapaklarımızı tersleyen
Yaramı saklamadan taşındım ayaz şarkısına
Bükülürken kiraz çiçeği içine
- Biraz af biraz da isyan istedim –
Ölüm nasıl sıyırıp geçiyorsa toprağı /Öyle uzaklaştım senden.
Bir yere yetişecek gibi gergin -geride kalabilecek kadar serin.
Kalbin, kalbimin ölüm denemesiydi
– yenildim terleyen adanın yeminlerine.
***
Bir intihar kıymığını gibi saplanmıştı Nisan yüzüme.
Utandım dağlar seslenirken şehre
Gözlerinden kopmadan uyudum gülüşünde…
– Görmenin aceleciliğini itekledi dirseklerimizi
Sesindeki göğe astım ağrıyı / tutuştu mavi
Sıkıntımı oyalayan oyanın ipi ve deniz kabuklarının renkleri
Küçüldükçe kükreyen sevincim!
Yani hepimizin yemini
- kışkırtarak içimizi / beklesin sevgili.
Bekletelim kalbimize sığmayan hallerimizi.
Nehirden bir yüzük başparmağa…
Öpmeleri koşturan bir çocuk yanağı olsun dünya…
Göğe uzandığım yerden kesiyorum saçlarımı /aynada diri bir yalnızlık
Arka kapıda çocuk gülüşleri, köşede limon çiçeği
Ve birbirimizi unuttuğumuz o ev …
Bak yine her yer olduk.
Çekilsin olmak denilen şey içimizden.
Mavi alışkanlıkları da kurutacak dudaklarımız.
Yolumuz birbirimizde uzamasın artık.
Deli sesler, o sinsi hengâmeler
- beynime hücum eden ıhlamurun yalanları
Sokak telaşları, nardan atlayan yalancının bakışları
Ve
Söz verdiğimiz halleri çarmıha gerip
- utandıracağım sessizliği.
Kursağındaki hevese yerleşip / inatlaşacağım ben olan yanın ile !
Dünya da unutsun bütün bildiklerini /sadece kolların olsun çerçevenin içinde
Sevgili benim sevmelerim hep Türkçedir
Yastan anlamaz alnım…
***
Yabancı kentin bakışını iğneden geçirirken
Dizginledi çiçekler öfkemi /dünya bir kardeşten kalan ölüm hikâyesi değil mi?
Gençliğim herkese aynı mesafede inanmakla geçti.
Utanmak için çok geç yazıyordu çoğunun yüzünde
En çok da Sarışın yorgunluklar hırpaladı sol yanımı
Dağınık ağrı ile öyle bir koştum ki sana /günden bir tülbentti işledi nefesim
Lekeden bir ırmakta yıkandı gözlerim.
Nerede açıyorsa acının yaprakları / kalbim oraya sıkı bir hatıra.
Üstüme başıma öyle sinmiş ki nisan - yıkasam da çıkmıyor…
Kan taslağı akşam ile örüyorum saçlarımı.
Yer değiştirsin yüzümüzdeki kırışıklık.
Uzağı seçemeyen gözlerimi seçin/Orada parçalansın ağrı
Genişleyen inkâra yaslanarak /İsyan ıslığında tırnaklarım ile konuşuyorum
Ölüm ve emek aramızdaki farkı anlatırken
Fuşya renginde bir cehennem çiziyorum – bitmiyor.
Terk edildikçe güzelleşen kadınlar Züleyha bakışında
Kadın, yara ve ağrı - çiçeklerin omzunda…
Çocukların açlığı ile bağlıyorum tokların gözlerini
Oradan geçerken soruyor biri – sen kimsin diye
Ağaçların köklerini aralayarak cevap veriyorum
- Herkesin diğer yüzü diye-
Ümit Zeynep Kayabaş